27
HİBETULLAH ÇELEBİ
( tulumcu )
Kamerin sır olup da semayı aydınlatmadığı bir gece yarısında, gördüğü rüya hayatını altüst etmiştir. Hülyalar aleminde bir çehrenin cazibesiyle herşeyden kopmuş ve onu, bu güzel yüzün hayalinden başka hiçbir şey avutamaz olmuştur. Artık uyku nedir unutan bu talihsiz adam, Bağdat'ın yıldızlı berrak gecelerinde bu rüyası ile buluşacağı umuduyla Basra'dan Bağdat'a gelir ki ne çare. Geçen zamanlar onu tüketir. Ve daha sonra, İstanbul'a giden bir tacirin peşinde buraya geldiğini anlattı. İşte biz onunla eminönü sırık hamallarının devam ettiği bir kahvede karşılaştık. Sandalyesinin yanında, içinde renkli pullu temaşa elbiselerinin olduğu zembilini gördük. Kahveciden, kolbaşının haber yolladığını, ikinci cumada toplanılacağını biz de duyduk ki o, bu habere pek fazlasıyla sevindi. Artık rüyasını dahi sormadık, çayımızı içtik sadece.