Temaşa /İstanbul üzerinde bir sihirli ışık.
1 2 3 4 5 6 7 8
Bir dünya ki, hakikati kendinde… Galata'nın dar, loş ve derin kokulu sokaklarından birinde karşılaştığımız Abdi Efendi bizi Üsküdarlı Dilaver'le tanıştırdı. O da bizi At Meydanı'nın tozlu, kızgın öğle sıcağında vücutlarına saplı inanılmaz kılıçlarla dolaşan delilere ve dahi diğerlerine götürdü. Biz de kendimizi onlardan gördük, aralarına karıştık. Ama duramadık, elbiselerine dokunduk; bıyıklarına, zülüflerine, kuşaklarına, mintanlarına baktık. Anlatmaktan kaçındıkları hikayelerini duymaya uğraştık. Resimlerini çizdik, heykellerini yaptık. Bu dünya, cümlesi için neye gerektiği bilinmez, ama bize göre önemli pek güzel hayalleri ortaya çıkardı. Yaşadığımız bu zamane günlerden sıkıldığımızda onlarla avunduk, zaman oldu bu dünyada onları gördük, zaman oldu onlarda bu günü gördük, işte o zaman tamam dedik, bunu herkes de bilsin. Kime ki ürkütücü gelir bize sorsun, hepsi yaşanan bir alemin iyisiyle acısıyla bir tarafıdır ve hakikati vardır. Biz bunu sizlerin de görmesini istedik.
Kuşbaz Cüce Zanni'nin demir ayak iskeletinin son kaynakları yapıldı, Mısırlı seniye'nin aşı rengi tül eteği beline dolandı, Rifat Uluç'un buyıkları buruldu, Nazlı Yusuf'un elindeki zilli def şıngırdadı ve dahası da dahası…
    Bunların hepsi toplandı ve 40 tane heykel oldu; ayısı, keçisi, doğanı, ve 4 metrelik ebabil kuşuyla. İşte o zaman biz Abdi Efendi'yle karşılaştığımız Galata'yı düşündük, ama ne zamandı bir türlü hatırlayamadık…
H. Şekip DAVAZ